Şu hollowlarin yeniden çekiliyor olması iyi olmuştu aslında. Yoksa bu savaş ciddi bir biçimde ilerleyebilir ve Seireitei tutulabilirdi. Bu sefer savaşanlarında öncekinden güçlü olmaması gözden kaçmıyordu tabii. Ne olduysa bitiverdi çatışmalar. Şu an için yeniden sakin duruma girmek iyi idi tabi, ancak her an yeni bir tanesinin kopma ihtimalini de düşünüyordu. Aslında bu konu son günlerde çok aklini kurcalıyordu Meiki’nin. Ne yazık ki bu durgunluktan önce tek pes eden Hollowlar değildi. Kendileri de Rukongaiyi tehlikeye atma pahasına Seireitei’ye çekilmiş olmaları… O insanlar güçsüz olduğu için ölmelerine izin verilmişti açıkça. Baş taichou olmasına rağmen karışamadığı alanlar vardı. Her şey onun kararına varsaydı. Ah… Bir de yaraları yeniden kötüleşiyordu. Dördüncü takimin kaptanının onu görünce ne diyeceğini düşündü. Yine tedavisine sadik kalmadığı için yaralarının açıldığını, bunun ona ders olmasını, artık sake içmeyi bırakıp dinlenmeye çekilmesini, bir süre antrenman yapmamasını söyleyip duracaktı. Biliyordu çünkü daha öncede duymuştu. Şu son çatışmadan önce. Sırf bu nedenden dolayı katılamaması ayrıca onu sinirlendiriyordu. Kendini çok boş hissetti. Yetkileri kendi istediği gibi veremediği gibi oraya çıkıp Hollow da öldürmemişti. Elini göğüslerinin üzerine götürdü. Yarası ciddi biçimde kötüydü; göğsünün üzerinde başlıyor, midesine kadar indiği gibi sırtından da devam ediyordu. Tabi bir yarası yoktu, diğerleri bunun kadar olmasa da kol bacak gibi bölgelerinde çokça vardı. Ama o yaşıyordu ya –tabi çoktan ölü ve bir ruhtu nasıl yaşıyorsa artık- önemli olan da bu değil miydi? Yok olmadığı sürece yaraları olsa da olmasa da fark etmezdi. Hızlı adımlarla binanın içinde yürüyordu. Hangi odadaydı ki acaba? Uf! Nasıl hatırlamıyordu gittiği şu odayı. Birkaç yolda durarak sohbet eden, reiatsularinin az olması nedeniyle yeni olduğunu düşündüğü Shinigamiyi iterek geçti. Neden bu kadar sinirleri bozulmuştu? Sanırım sinirleri yanında sake şişesi olmadığı sürece gergin oluyordu. Düşüncelerinden bir an önce sıyrılırken Yanından geçtiği odalardan biri dikkatini çekti. Sanırım bu kapıydı. İyice bir baktı. Bir şey yazdığı yoktu yahut diğer kapılardan bir farkı. Ama çoktan tokmağına sarıldığında bunu düşünmemişti. İçeriye daldığında çıplak bir adam gördü direk. Odadaki diğer eyler olması gerektiği gibi olduğu için şu çıplak adam fazlasıyla dikkat çekiyordu tabii ki de. Anlaşılan o kadar dalgındı ki içerideki reiatsuyu bile fark etmemişti. Gözlerini ona bakmamak için aşağıya doğru devirdi. Adam aslında tamamen çıplak değildi, sadece kimonosu yoktu. Şort giymişti ama üst tarafında kıyafet bulunmuyordu. Tanrım. Sessizce çıksa mıydı? “Arghhh!” Bu ses bu düşüncesinin de uçmasına neden olmuştu. Çoktan fark edildiğini düşünerek ve bu kadar sessizliğin üzerine bu bağrışı duyduğunda ani bir ürperti hissetmesi ardından gelen bir refleksle o da kısa süreli bağırdı. “Aahhh!” Tamam. Şimdi hızlı bir açıklama yapıp kaçma zamanı olduğunu düşündü. Gözlerini bağırmayı duyunca ona evirmişti ve iri olan vücuduna, çıplak tenine yeniden bakmak durumunda kalmıştı. Başını bu sefer aşağı yerine sağa doğru döndürdü. “Umm… Üzgünüm ben yanlış odaya dalmışım sanırım.” Arkasını döndü. Aklında biran önce bu odadan çıkmak vardı yalnızca. Elini yeniden göğsünün üzerine götürdü. Garip, acı hissetmiyordu halbuki. Bir tik gibi olmuştu bu. Ardından adama döndü. “Sen…” Onu tanıyor muydu? Belki bir kez görmüştü. Emin olamıyordu, bu aralar hafızasını eskisi gibi tutmuyordu. Bilerek yaptığı bu davranış ona zararlı oluyordu kimi zaman. Her neyse. Daha fazla aklinin karışması işine gelmediği için kapıdan dışarı çıktı. Ama bir şey eksik gibiydi. Son bir kez daha bakarken –yüzüne bakmaya çalışıyordu- “Geçmiş olsun.” Diye fısıldadı.
out: uff... xD Sondaki saçmalamam için k. bakmayin artikin. ne yazsam bilemedim.
_________________
Son kez söylüyorum bir daha söylemem, Haorimi giymiyorum, üzerimde yok, Taichou olduğumu bilmiyorsunuz !!!

Gotei 1 Taichou Takushi Meiki
level ??
Hakuda 8 Zanjutsu 26 Houhou 20 Kidou 18 Reiatsu 28
eski puan: 245965